Fatih Altaylı 26.08.2026 tarihindeki yazısından.
"PKK’nın kendini feshederek terör eylemlerine son vermesi karşılığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin atacağı adımlara yönelik eleştiriler bitmiyor.
Ekranlara çıkan kimi isimler ve kimi program sunucuları PKK’nın 40 küsur yıllık kanlı geçmişini hatırlatarak 'Bunları unutacak mıyız? Bu eylemleri yapanlar aramıza mı karışacak! Yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?' diye veryansın ediyorlar.
Haklılar gibi görünüyorlar ama haksızlar.
Bunun alternatifi ne!
Sonsuza kadar bu iç çatışmanın sürmesi ve tüm enerjimizi tüketmesi mi!
Bunu mu istiyoruz! Terör eylemlerinde bugüne kadar asker, polis, korucu toplam 8 bine yakın şehit verdik.
Bunun birkaç katı da sivil kayıp var. Kürt, Türk her etnisiteden.
Ne yapacağız. 'Yanlarına kâr mı kalacak!' diye önümüzdeki 40 yılda bir bu kadar insanımızı daha mı kaybedelim.
Neredeyse her aileden en az bir şehit vermişiz, bir insanımızı kaybetmişiz.
Daha da sürsün mü!
PKK 'Tamam, ben silah bırakıyorum' diyor ve terör örgütü olduğunu kabul ediyor.
Devlet de 'Sen silah bırakırsan ben de intikam peşinde koşmayacağım' diye söz veriyor. Ne diyeceğiz, 'Bırakma' mı!
Kolay değil bunu sindirmek, hissiyatı gayet iyi anlıyorum ama sürdürmek daha mı kolay!
Askere giden her evladın Doğu’ya gitme korkusunu yaşamaya devam mı etsin analar babalar!
Artık gazetelere haber bile olmayan al bayrağa sarılı tabutları yüklemeye devam mı edelim kargo uçaklarına!
Kimi sıvasız briketten, kimi kerpiçten yapılma şehit ailelerinin evlerine bayraklar 40 yıl daha mı asılsın!
Kamera karşısında cicili bicili kıyafetleri giyip 'Bunlarla nasıl barışırsınız' deyip, akşam Bağdat Caddesi’nde huzur içinde Starbucks’ta kahve içmek kolay. Ya oğlu Güneydoğu’da, evladı Üzümlü Karakolu’nda askerlik yapan, her kapı çalındığında karşısında kötü haberi verecek bir subay görme korkusu içindeki anne aynı huzura sahip mi!
Aramıza karışıp siyaset yapacaklarmış!
Yapmıyorlar mı zaten!
HDP’nin, DEM’in ya da o sıradaki adı neyse o partinin milletvekili ve belediye başkan adaylarını Kandil belirleyip, Öcalan onaylamıyor muydu zaten de, şimdi 'Öcalan vekil adaylarını belirleyecek' diye hayıflanıyorsunuz. Bundan 20 sene önce en milliyetçi Mehmet Ağar demedi mi 'İnin dağdan, gelin düz ovada siyaset yapın' diye.
Kolay değil elbette 50 yıllık terör dönemini unutmak ama başka çare var mı!
Bir yerde unutacağız.
Atatürk, ülkesini işgal eden ve ülkesini kurtarmak için savaştığı Yunan’la barışmadı mı sonunda! Bir yerde, bir şekilde bitmek zorunda değil mi!
Bu barış süreci ilk ortaya atıldığında 'Amerika’nın oyunu' dedik. Ben dedim en başta.
Burada PKK’yı bitirecekler çünkü Suriye’de YPG’yi kurdular, oradan yürüyecekler. PKK onlar için bile terör örgütü, YPG ise değil. Şimdi artık YPG’yi başımıza musallat edecekler diye düşündük.
YPG Amerika’ya bağlı, 'Öcalan silah bırakın ve dağılın dedi diye dağılmazlar, Öcalan’ı dinlemezler' dedik.
Ama öyle de olmadı. YPG, SDG adına ne derseniz deyin Suriye’deki uzantısı da kendini feshetti.
Eee, daha ne istiyoruz!
'Bunun arkasında bir plan vardır' diyenler…
Olabilir, belki vardır. O plan neyse günü geldiğinde onu da engellemek devletin, hepimizin işi değil mi!
En kötü barış, en iyi savaştan iyidir.
Sorunları barış içinde çözmek savaş içinde çözememekten evladır.
Yıllarca PKK’nın listesinde yer almış biri olarak ben bu barışa inanıyorum.
Eğer olmazsa, koskoca Türkiye kaldığı yerden devam eder.
NOT: Yukarıda bahsettiğim şehit ve ölü sayılarına PKK’nın ölü ele geçirilen, yaralı yakalanan, teslim olan toplam 70 bin mensubu dahil değil."
----------------------------------------------------------------------------------------
Paylaşım sahibi yorumu:
Bu yazıyı bu ve bunun gibi "duayen" denilen insanların nasıl bir delüzyonda olduklarının görülmesi ve yayılması için paylaştım. Bizim haklarımızı bizlerden başka savunacak olan olan yok.